Tıp Fakültesi

Hakkımızda

Tıp Fakültesi

Uğraş alanı insan olan hekimlik dünyanın en eski ve en onurlu mesleğidir. İlk öğrencileriyle 2016 – 2017 eğitim döneminde yola çıkan Tıp Fakültemiz, bilimsel akıldan ve insani değerlerden asla vazgeçmeyen, evrensel doğruları savunan, kanıta dayalı tıp anlayışına sahip bir eğitim kurumudur. Ayrıca yetkin akademik kadrosu ve gelişmiş hastaneler ağı ile zaten köklü olan bir yapının geleceğe uzanan güçlü bir unsurudur. Uluslararası standartlarda güçlü Ar-Ge laboratuvarları, alanlarında söz sahibi araştırmacı öğretim üyeleri ile mezun edeceği genç doktorlar;

Yaşadığı toplumu tanıyan, 
Gelecekteki sağlık sorunlarına bilimin ışığında çözüm üreten, 
Ulusal ve uluslararası bilim dünyasıyla bağlantıda olan, 
Evrensel bilgiye katkıda bulunan, 
Etik değerleri üstün tutan, 
Ekip çalışmasını bilen, 
Liderlik yeteneklerine sahip, 
Donanımlı ve yaratıcı, 
Çalışmalarıyla iz bırakan 
niteliklere sahip, Tıp alanında özgün örnekler olacaklardır.

oktar asoglu

Genç Doktorlar, 
Dünyanın en eski ve en onurlu mesleğidir hekimlik. 
Ana materyali ve uğraş alanı insan olan bir meslek… 

Asırlar boyunca elde edilen birikimin, 
milim milim, damla damla 
alınteri ile ustadan çırağa aktarımıyla günümüze ulaşan uzun bir yolculuğun mesleği. 

İnsanlık tarihi boyunca değişimler gösteren; 
çağın her türlü bilimsel buluşlarından, 
teknolojik gelişimlerinden, 
ekonomisinden ve kültürel akımlarından etkilenen bir meslek… 

Önceleri doğaüstü mistik güçleri kullanmışız biz hekimler. 
Hastalığa yol açan kötü ruhları kovmak için ateşin çevresinde döne döne danslar eden, 
kimsenin bilmediği, 
ulaşamadığı, 
nice dağların zirvelerinden topladığı sihirli bitkilerle şifa dağıtan o insanlar bizim meslek öncülerimiz olmuş. 

Zaman hep akmış, yıllar yüzyıllar geçmiş. 
Bazen doğru bazen yanlış işlere imza atmışız. 
Öldürdüğümüz kurbağaya kızgın demirle dokununca meydana gelen kasılmaları hayata döndürebilme olarak algılayıp, ölülere 
bağladığımız bakır tellere gökten gelen şimşeğin elektriğini aktararak canlandırmaya çalışmışız. 

Öyle ki, insanları yeniden hayata döndürebildiğimizi düşündüğümüz bilimsel makaleler yayımlamışız. Sinemacılara ilham olmuş 
Frankestein’lar yaratmışız. Bazen gördüğümüzü değil, görmek istediğimizi anlamlandırmışız. 
İçimizden her zaman iyiler, kötüler, çok başarılılar, yetersizler, hayatlarını adayanlar çıkmış. 
Pasteur de biziz Mengele de. 
İbni Sina da biziz Albert Schweitzer de. 
Bazen aklımıza ve hırsımıza yenilip, direnmek yerine içinde bulunduğumuz koşullara uyum sağlayarak insanlık suçu işlemiş, 
insanlar üzerinde deneyler yapmışız. İnsanın beynini açmış, soğuk suda ne kadar yaşayabileceğini test etmiş, üzerlerinde 
ilaçlar, aşılar denemişiz. 
Bazen de Afrika’ya gitmiş insanlık yararına yaptıklarımızla Nobel Barış Ödülü’nü almışız. 

Çağlar değişmiş, biz değişmişiz. 
Ama bir şey hiç değişmemiş. 
Hekimlik onuru, kutsallığı ve insanoğlunun bizden beklentisi . 
Değerli arkadaşlarım 
Savaşların ve felaketlerin getirdiği acılara çözüm bulmak için yaptığımız gözlemler, 
buluşlar, 
ameliyatlar ile tıpta çığırlar açmışız. 
I.-II. Dünya Savaşları günümüzün modern tıbbının tedavi protokollerinin temelini oluşturmuş. 

İnsanlık suçlarının yaşandığı dönemlerde, savaşın arasında sıkışıp kalan o zavallı çocukların, yaşlıların, kadınların sağlık 
sorunlarını, barınma, eğitim ve beslenme sorunlarını çözmede de hep en önde yer almışız. 
Yeri gelmiş örselenmiş, yeri gelmiş övülmüş yüceltilmiş bir meslek grubu olmuşuz hep. 
Ama hep kıskanılmışız. 
Öylesine insana, 
yaşama dokunan bir meslektir ki bu.. 
Bir düşünün. 
Minicik bir bebeğin kalbini eliniz ile tutabileceğiniz hangi meslek var. Ya da beyninin içini görebileceğiniz. 
İnanılmaz bir duygu yoğunluğu yaşarsınız. 

Sevgili öğrenciler 
Bizler sizleri iyi birer hekim olarak yetiştireceğiz. 
İyi hekim kavramının anahtarı; 
evrensel doğrular, 
kanıta dayalı tıp ve hekimin alanındaki ehliyetidir. 
Ehliyet; 
uzmanlıktır, ustalıktır. 
Mimar Sinan’ın Ayasofya’nın karşısına diktiği Sultan Ahmet’tir. 

Sizler bugün burada hekimlik mesleğine ilk adımlarınızı atıyorsunuz. 
Biraz sonra beyaz önlüğünüzü giydirecek ustalarınız. 
Sizlere el verecek. 

Bu önlüğü şerefinizle taşıyınız, 
üzerine hangi koşulda olursanız olun leke düşürmeyin. 

Bilimden akıldan evrensel insani değerlerden asla vazgeçmeyin. 
Her zaman her koşulda mutlak doğruyu savunun. 

Sizlere bugüne kadar hep uyum yeteneği olanların yaşamını sürdürebildiği ve başarılı oldukları öğretildi. 

Hayır.. 
Hem de kocaman bir hayır. 
Unutmayın ki, Bilim itaatsiz insanların üzerinde yükselir. 
Her şeyi sorun, sorgulayın, araştırın, öğrenin.. 

Her başarının altında büyük bir emek, çaba ve alınterinin olduğunu sakın unutmayın. 

İstinye Tıp Fakültesinin genç doktorları 
Annenize, babanıza, toplumunuza 
Ve insanlığa sözünüz var unutmayın 

Genç Tıbbiyeliler 
Bu beyaz, lekesiz önlüğün 
Değerini bilin. 
Tıpkı hocalarınızın yaptığı gibi 
Onu 
Onurla 
ve gururla taşıyın..

Prof. Dr. Oktar Asoğlu